Topic-icon Dr.Ulaş Çamsarı - 2008 Haziran - USMLETurk.com Röportajı

8 years 7 months ago - 8 years 7 months ago #1 by umc
2008 HAZIRAN - USMLETurk.com | Dr. Ulaş Mehmet Çamsarı | Cleveland Clinic | Psikiyatri Asistani
Röportaj | Amerika'da Birleşik Devletleri'nde Tıpta Uzmanlık
Temel Sorular - Temel Cevaplar



Mehmet Hakan Pıçak :


Sayın Dr.Ulaş Çamsarı, öncelikle bu röportaj imkanı için genç arkadaşlar adına USMLE Türk Ekibine çok teşekkür etmek istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri'nde uzmanlık eğitimi konusunda gerçekten merak edilen çok fazla ayrıntı var. Bizler bildiğiniz gibi USMLETurk.com sitesini sürekli olarak takip edip ordaki bilgi paylaşımından faydalanmaya çalışıyoruz ancak her zaman eksik kalan noktalar oluyor. O nedenle burda sizinle birçok merak edilen konuya değinerek USMLETurk.com ekibine yeni bir kaynak sunmayı planladık. Bize kısaca kendinizden ve USMLETurk.com sitesinden bahsedebilir misiniz?

Ulaş Mehmet Çamsarı:


Merhaba Hakan Bey, Ben de sizlere yardım edebiliyor olmaktan çok mutluyum. Bizlere bu fikri sunmuş olduğundan dolayı öncelikle sana tesekkür ederim . Öncelikle kendimden ve USMLE Turk ailesinden kısaca bahsedeyim. Ben tıp eğitimime 1996 yılında Edirne'de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde başladım, ilk 2 yılımı orda tamamlayıp , 3.yılıma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde devam edip 2002 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Mezuniyet sonrası ABD'de psikiyatri alanında uzmanlık için çalışmaya başladım . Bu dönemde Dokuz Eylül Fizyoloji Bölümünde sinirbilim alanında iki yıl kadar hayvan çalışmaları yaptım. O dönemin sonunda Harvard Massachusetts General Hastanesi'ne ve Harvard Çocuk Hastanesine Psikiyatri Bölümümlerinde rotasyonlara geldim. 2006 yılında ECFMG kriterlerini tamamlayarak Cleveland Clinic Hastanesinde Erişkin Psikiyatrisi alanında ihtisasa başladım. Bu sene 3. yılımdayım. Bulunduğum eğitim programında görüşme komitesinde ve asistan seçim komitesinde görevlerim oldu. Bu olayı enine boyuna, içerden ve dışardan, her iki taraftan da değerlendirme sanşım oldu. Asistanlığımın ilk yılından beri, hatta daha öncesinden beri geriden gelen arkadaşlara yardım etmeye çalışıyorum. Bu gayretlerimizin platformu olan USMLETurk.com ailesini yaklaşık 3 yıl önce kurduk. Sitenin kurucusu ve isim babası sevgili dostum Mehmet Hakan Pıçak ile beraber büyük bir hevesle bir Amerika uzmanlık yapmak isteyen arkadaşlara küçük yardımlarda bulunmaya karar verdik. Hakan Pıçak teknik anlamda elimiz ayağımız oldu. Kendisinin internet bilgisi cok üst düzeydedir ve site tasarımı konusunda otorite sayılabilecek bir kişidir. Bugün bu kadar çok dinamik üyeye sahip olmamızın arkasındaki gizli kahraman odur. Ekibimiz giderek büyüdü,hala da büyümeye devam ediyor. Oluşturduğumuz forumda gerek bu işe yeni başlayan arkadaşlar olsun, gerek birçok aşamayı geçmiş arkadaşlar olsun, değişik bilgilerle donanmış birçok arkadaşımız sürekli olarak bilgilerini paylaşmaktadırlar. Ben kendi adıma, bu işlerle uğraşırken bana yardımcı olan Türk meslektaşlarıma çok şey borçluyum. Borcumu yardıma ihtiyacı olan genç arkadaşlara sunarak ödemeye çalışıyorum. Bir diğer öğünç kaynağımız ise Türkçe kullanımı konusunda forumumuz üyelerinin sadece genç arkadaşlara değil, internette yayın yapan tüm diğer forumlara bile örnek tavırlarıdır. Bunu da vurgulamadan geçmek istemedim.

Mehmet Hakan Pıçak :

Ulaş Bey, çok teşekkürler gerçekten. Bu sözler gerçekten motive edici. Sizlere sormak istediğimiz sorulara hemen geçelim. Çok aşırı detaylara inmeden çok fazla konuyu kısaca sormak istiyorum. Ben bu konulara çok yabancı değilim, sitenin kıdemli üyelerinden sayılırım, ancak burda soruları çok temelden almak daha mantıklı olabilir ve bu şekilde bu konuyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan arkadaşlara da çok yardımcı oluruz diye düşünüyorum. Öncelikle işe kafaları çok fazla karıştıran terimlerle başlamak istiyorum. USMLE, ECFMG,OASIS, ERAS, NRMP ne demektir?


Ulaş Mehmet Çamsarı:


Temelden başlamanın hiçbir sakıncası yok. Zaten biz sitemizde her geçen gün yeni kaydolan üyelerimize herşeyi temelden anlatmaya başlıyoruz. O nedenle ben de temel soruları hızlı bir şekilde geçerek bu sohbette mümkün olduğunca çok konuya değinelim istiyorum. USMLE ' nin açılımı, "United States Medical Licensing Examination" , diğer deyişle, Amerika Tıp Lisans Sınavı diyebiliriz herhalde. Birçok basamağı var, çok ayrıntıya girmek istemiyorum bu noktada, kısaca toplam 4 basamak olan bu sınav sisteminin ilk 3 basamağını başaran hekimler ECFMG sertifikasi almaktadır. Bu sertifika da Amerika'da uzmanliğa başvurmak için ön koşuldur. 4.basamak olan Step 3 (numaralar aldatmasın), asistanlığın ilk yılında alınan bir sınavdır ve asistanlığa başlamak için , diğer deyişle ECFMG almak için gerekli değildir. ECFMG ise "Educational Commission for Foreign Medical Graduates" kelimelerini temsil eder. Amerika Birleşik Devletleri'nin tüm dünyadan yaptığı doktor ithalatını organize eden ve bunu konsolosluk bunyesinde destekleyen kuruluştur. Terimleri hızlı geçelim şimdilik, OASIS ise "On-line Applicant Status and Information System", bu da ECFMG kuruluşunun kendisine üye olan doktorların sinav sonuclarını ve bunun gibi burokratik bir çok işini internet yoluyla duyurduğu bir sistemdir. İlk sınava başvurduğunuz anda ECFMG size bir numara verir ve bu numara ile OASIS sistesinde bşr hesap açar. Bu şekilde tüm resmi iletişim sağlanir. Daha önceleri normal posta yolunu tercih eden ve bundan geri atmayan ECFMG son yıllarda nihayet sınav sonuçlarını internet yoluyla duyurmaya başladı. Giderek de kağıt ile iletişim kayboluyor gibi. NRMP terimine geçelim. NRMP "National Resident Matching Program" kelimelerini temsil ediyor. NRMP her yil asistan adaylarının eğıtim programlarına senelik olarak yerleşimini düzenleyen bağımsız bir kuruluştur. Bizdeki OSYM'ye benzer bir görev üstleniyor diyebiliriz.Bu yerleştirme işleminin detayları gerçekten çok karışık. Bunu başka bir buluşmada daha açmaya çalışacağım. Son olarak ERAS 'ı açıklayalım. Bu da "Electronic Residency Application System" demektir. ERAS da yine bağımsız bir kuruluş olup senelik asistanlık başvurularını düzenler. ERAS bir elektronik postane gibi işlev görerek aday belgelerini tek bir merkezde toplar ve eğitim programlarına elektronik olarak dağıtır.


Mehmet Hakan Pıçak :


Bu bilgiler çok açıklayıcı oldu. Bu kavramların hepsi kendi içinde ayrı ayrı çok ayrıntıları barındırıyor. Kafa karışıklığını önlemek zor oluyor bazen. USMLE Stepleri dediniz, nerede ve nasıl giriliyor bu sınavlara?

Ulaş Mehmet Çamsarı:


USMLE sinavlarinın ilk iki teorik kısmı dünyanın her yerinde yapılıyor. Prometric ve Sylvan Özel firmaları kurdukları standart bilgisayarlı sınav odası sistemiyle dünyanın dört bir yanında bu sınavları bilgisayar aracılığıyla uygulamaktadırlar. Aynı firmalar TOEFL sınavını yapan ETS firması için de çalışmaktadır. Türkiye için konuşursak , bir merkez var o da Ankara Amerikan Kültür Derneği, ilk iki teorik basamağa Ankara'da bu merkezde girilebiliyor. Sınav ücretleri yine dünyanın neresinde giriyorsaniz farklı olabiliyor, Amerika içinde daha ucuz. Türkiye'de de 800 Amerikan dolari civari, basamaklarin her biri. Sinavlar tüm gün sürüyor, bilgisayar başında 8 saat ! Oldukça yorucu sinavlar. Hazirlanması da , girmesi de. İkinci basamak sinavi kendi içinde teorik ve pratik olarak ikiye ayrılıyor. Pratik kısmı da Amerika'da 5 merkezde yapılıyor. Benim girdiğim zaman 2 merkez vardı, son yıllarda merkezleri 5 'e çıkardılar. 1998 yılında uygulamay koyulan bu pratik sinava eskiden sadece Amerika dışındaki tıp fakültelerinden mezun doktorlar giriyorlardı, 2005 yılından berı tüm doktorlara zorunlu hale getirildi.


Mehmet Hakan Pıçak :

Pratik sınavla ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?


Ulaş Mehmet Çamsarı:


Pratik sinav hasta rolu yapan eğitimli değerlendiricilerin bulunduğu özel olarak bu iş için tasarlanmış merkezlerde yapılıyor. Bu merkezlere adaylar alınıyor, ve sıra ile değişik olguların olduğu odalar var. Bu odalarda değişik olguların simulasyonunu yapan bahsettiğimiz değerlendiriciler var. Aday belirli bir sürede odaya girip hastanın anamnezini alıp muayenesini yapıp , dışarı çıkıp hasta notu yazıyor. Bunun 10 - 12 civari olguyu bitirdikten sonra adayın performansı değerlendıriliyor. Bu sinavın ücreti 1200 Amerikan Doları civarında ve sadece ABD sınırları içinde girilebilen bu sinav için gerekli ulaşım ve kalacak yer masrafları aday tarafından karşılanıyor. Bu da işi biraz ekonomik olarak zorlaştırıyor adaylar için.

Mehmet Hakan Pıçak :


Ulaş Bey, sınavların skorları ile ilgili biraz bilgi verebilir misiniz? Yüksek skorlar kabulde ne kadar etkili ya da nereye kadar etkili diyelim?

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Sınav skorları konusu her zaman bu işte en fazla kafa karışıklığının olduğu ve çok değişik fikirlerin çarpıştığı bir alan. ben burda kendi görüşümü bildireyim. Benim düşünceme göre çok fazla yanlış söylenti ve sehir efsaneleri ortada dolaşıyor. Çok ayrıntılı bir konu, biraz yüzeysel bir özet geçmek gerekirse, sınav skorları bir başvurunun dikkate alınmasında çok önemlidir ama işi bitirmeye asla yetmez. Bu seçim sürecinin değişik aşamalarında bulunmuş, yıllardır çok değişik örnekler görmüş birisi olarak, ve de kendi deneyimlerimden çıkardıklarımla şunu söyleyebilirim ki sınav skorları zannedildiği kadar önemli değildir. Önemli değildir asla demiyorum, gayet tabii başvurunun önemli ayaklarından birisidir ancak başvuru dosyasının sınav skorları kadar hatta ondan daha önemli en az 2 ayrı ayağı daha vardır. Çok yarışma olan branşlarda elbetteki sınav skorları kendiliğinden ("de facto") bir önem kazanır çünkü başvuran herkes belli bir sınırın üzerinde başvurduğu zaman o sınav skoru bazı özel durumlarda ve zamanlarda teorikte olmasa bile pratikte işleyen bir baraj haline gelebilir. Bu özel durumları ileride konuşuruz. Bu konu öyle bir konu ki tüm stratejinin ayaklarından birini oluşturuyor. Şimdilik daha fazla girmeyelim bu konuya.

Mehmet Hakan Pıçak :

Peki, o kısmı şimdilik erteleyelim ve sonraya bırakalım. Sınavdan alınan skoru tekrar sınava girerek, yükseltmek mümkün müdür?

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Hayır, sınava bir kez girdikten sonra eğer geçtiyseniz bir daha giremezsiniz, o skorlar kalıcı bir şekilde ECFMG transkriptinize işlenir. Öyle ki asistanlığı bitirdikten sonra yapacağınız yan dal başvurularında da aynı transkripti kullanırsınız. Sınavlar konusunda endişelerin bir kaynağı da budur.Yalnız meslekte ilerledikçe sınavların önemi daha da azalır. İlk başvuru da her zaman daha önemlidir ,özellikle yabancılar için, çünkü henüz sistemin sizi en az tanıdığı an o andır. Sınavdan kotü bir skor alınacağı sınav anında hissedilirse eğer, bazı meslektaşlarımızın kullandığı yöntem olan, sınavdan çıkma yöntemi belki denenebilir. Ama ben bunu kişisel olarak önermiyorum çünkü bu kadar çok sorunun sorulduğu ve değerlendirilmesinin çan eğrisi usüllerine göre yapıldığını bildiğimiz bir sınavda, sınavın performansının sınav anında değerlendirilmesi çok sağlıklı olamaz.

Mehmet Hakan Pıçak :


Şimdi konuyu teknik sorulardan biraz da stratejik sorulara doğru yönlendirmek istiyorum. Zira birçok genç arkadaşın aklında teknik sorulardan daha çok stratejik sorular var. Bu sorular soruluyor mu bilmiyorum ama, örneğin değer mi değmez mi gibi sorular. Neden bunca zorluğu göze alıp Amerika'da doktorluk yapmak istenebilir, bunun maddi manevi, mesleki getirileri neler olabilir?

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Gerçekten çok yerinde bir soru. Belki de bu soru ile başlamalıydık. Senelerdir arkadaşlara yardım ediyoruz, sürekli olarak gelen epostaları cevaplıyoruz, binlerce soru sorulmuştur, binlerce de cevapladık, herhalde en az sorulan soru bu en gerekli sorudur. Açıkçası ben de aynı durumdaydım, insan bu işe kalkıştığında teknik ayrıntılar denizinde kayboluyor ve işin karmaşık burokrasisi , temel stratejık hedeflerin ufukta kaybolmasına neden oluyor. Benim forum üyesi genç arkadaşlardan edindiğim kişisel deneyimlerim bu, kendimde benzer süreçleri elbette yaşadım. Bu süreçleri biraz bilinçli yaşamak lazım. Neden Amerika'da uzmanlık sorusu çok zor bir soru. Zorluğu cevabın çok fazla kişisel olmasından kaynaklanıyor. Türkiye'de ABD uzmanlık konusuna çok imgesel yaklaşılıyor. ABD'de ise mutlaka iyidir diye düşünülüyor. Bence ABD de uzmanlık kararı, kişinin kendisinden, yapacağı uzmanlığa kadar sayısız parametre ile kişinin hayatına olumlu ya da olumsuz etkileyecek bir karar. Bu söylemek istediğimi biraz açmak istiyorum. Genellikle arkadaşlar, ABD'de uzmanlık yapmayı izole bir eğitim girişimi olarak düşünmekte ısrar ediyorlar. Halbuki iş ABD'de uzmanlık eğitim yapmaktan ibaret değildir. Hayatınızın hemen her alanını kökünden değiştirmeye teşebbüs etmektir. Bunun bilincinde olmak gerekir. Aslında belki de eğitimden çok daha önemli etmenler hiç konuşulmuyor bile. Eğitim konusunda kafa karışıklarını da gidermek lazım. Hangi alanda eğitim alınmak isteniyor, bunun Türkiye'de ve ABD' de durumu nedir gibi sorular en son soruluyor. Bunun sebebi olaya kişisel olarak değil de imgesel olarak yaklaşımdan kaynaklanıyor. Bütün problem çok önemli bazı gerçeklerin kavranamamasından kaynaklanıyor. O önemli gerçeklerde birisi şudur: ABD'de yabancılara sağlanan tıpta uzmanlık olanağı, esas olarak ABD'dekı derin doktor açığından kaynaklanmaktadır. Kültürünü ve bilimini emperyal idealleri nedeniyle yaymak da diğer bir amaç olsa bile esas motive edici sebep ihtiyacın karşılanmasıdır. ABD bu nedenle dünyadan doktor ithal etmektedir. Bu, bizlere burada hekimlik yapma olanağı sağlanıyor olmasındaki esas sebeptir. Türkiye'de bazen zannedildiği gibi Amerika'ya gelip burda tahsil yapan insanlar Amerika tarafından sadece çok başarılı oldukları için özel olarak seçilmiş değildir, başarılı oldukları muhakkaktır ancak sedece başarılı oldukları için de Amerika onları kapmış değildir. Elbetteki çok başarılı olduğumuza inaniyorum, çok fazla engelleri geçiyoruz, bir takım zorlukları yılmadan aşıyoruz, kendimizi kanıtlıyoruz, ve ABD'nin hekimler için koyduğu standartları yerine getirip, başarımızı dünya standardında kanıtlayıp tüm diğer milletlerden gelen meslektaşlarımızla ve Amerikalı meslektaşlarımızla rekabet ediyoruz, bu ölçülebilir başarıyı inkar etmek mümkün değil, yalnız, başarıyı bize veren Amerika "etiketi" değildir. O bizim kendimize ait bir değerdir. Onu bize kendi ülkemizin sunduğu olanaklar ve ailemizin bize verdiği değerler kazandırmıştır. Ne sırf ABD'de olduğumuz için başarılıyız, ne de sırf başarılı olduğumuz için ABD'deyiz.. Bu iki gerçeğin özel örnekler dışında birbiri ile ilgisi çok azdır. ABD'de kazanılan, ya da onanılan bize ait bazı değerleri ülkemizi küçümsemek için, ya da ABD standartlarını Türkiye'yi hor görmek için kullanamayız. Bu konu çok önemlidir çünkü ABD'de uzmanlık eğitimine yaklaşırken Türkiye'ye ve orda aldıkları eğitime vefasız açılar seçen ve bunu bir etiket gibi düşünerek geldikleri yeri övmek yerine yermeyi seçen arkadaşlarımıza nadir de olsa rastlıyoruz.




Mehmet Hakan Pıçak :

Bu son söylediğinizi biraz netleştirebilir miyiz?

Ulaş Mehmet Çamsarı:


Bu yola koyulmayı planlayan genç arkadaşlarıma şunu demek istiyorum: ABD'de uzmanlık eğitimi, Türkiye'den kaçabilmenin ve kaçtığı yerden Türkiye'nin zayıf noktalarına saldırabilmenin bir aracı olmamalıdır, tam tersine değerlerinin ve aldığı eğitimin farkında olan , gittiği her yerden ülkesinin ve geldiği toprakların zayıflıklarını gorup bunları düzeltmek için uğraşan gençlerin aracı olmalıdır. Bizim USMLETurk.com olarak yardım isteyenler genç arkadaşlara el uzatma felsefemiz budur. Amacımız beyin göçünü teşvik etmek değil, ABD'dekı eğitim sisteminin üstünlükleriyle kazanılanların ülkeye geri yansıtılmasıdır.

Mehmet Hakan Pıçak :


Bu çok önemli gerçekten, katılmamak elde değil. Bir de yukarıda bahsettiğiniz doktor açığı konusu çok ilginç. Bu kararların şekillendirilmesinde mutlaka gerekli olan ipuçlarından birisi de anladığım kadarıyla…

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Çok doğru. Karar aşamasında kapısını çaldığınız ülkenin sisteminin sizi hangi mantalite ile değerledirdiğini güzelce kavramak ve bunun matematik gerçeklerini de hesaplamak gerekir. Bu şekilde büyük hayal kırıklıkları önlenebilir ve bilinçli bir müşteri gibi Amerika Birleşik Devletleri Tıp Sisteminden istenilen alınır ve dönülür.

Mehmet Hakan Pıçak :

Gerçekten çok derin konular bunlar, ve çok da önemli. Neler alınabilir mesela Amerika'dan, ya da siz neler alıyorsunuz, aldınız?

Ulaş Mehmet Çamsarı:


Doktor olarak gerçekten çok alınacak şey var. Tıpta çok ileri bir ülke olduğu konusu sanırım şüphe götürmez. Tıbbın tüm alanları konusunda konuşmak istemem ama benim kendi alanımda, psikiyatride, Amerikan Üniversiteleri dünyaya liderlik ediyor. Beni de buraya getiren budur zaten. Türkiye'de asistanlık tecrübem oldu ama Türkiye'de psikiyatri asistanlığı yapmadım. O nedenle Türkiye'deki psikiyatrinin durumu birebir takip edemiyorum. Tam bir karşılaştırma yapmam mümkün değil. Belki bu röportajın benzerini Türkiye'den bir asistan meslektaşımla beraber tam olarak bu konu üzerine yapabiliriz ileride. Burdaki tecrübemden kısaca bahsedersem, başka bir dil ile psikiyatri eğitimi almanın zorlukları var elbet, dili ne kadar iyi biliyor olursanız olun, hiçbir zaman anadiliniz gibi olamıyor. Dışarıdan hissedilecek iletişim sorunları belli bir süre sonra ortadan tamamen kalkıyor olsa da, insanin sosyal fonksiyonuna anadili dışı bir dil ile yaşadığı ortam olumsuz etkiliyor. Dil o kadar önemli ki insanin bireysel işlevinde sadece ileri düzeyde anlaşmak da yeterli olmayabiliyor kişinin tam kapasite ile işlev göstermesinde. Bu durumu biraz karışık anlattım sanırım.


Mehmet Hakan Pıçak :

Evet, benim biraz kafam karıştı açıkcası dil ile ilgili. Dil konusu yine en popular konulardan biri, sanıyorum siz de çok yanıtlamışsınızdır. Burda sormak istiyorum, siz psikiyatri eğitimi alıyorsunuz, herhalde dil konusunda diğer tüm branşlara soyunun arkadaşlara güzel tavsiyeler verebilirsiniz. Uzmanlık yapabilmek için en az ne düzeyde bir ingilizce bilmek gerekiyor?


Ulaş Mehmet Çamsarı:


Teorik sinavları alabilmek için , tıp kitaplarını ingilizce okuyup %80-90 civarını anlayabiliyor olmak yeterlidir. Konuşma becerisi gerekmez bu sınavlar için. Ancak pratik sinav için söyleneni anlıyor olmak ve söylediğini karşı tarafa anlatabiliyor olmak çok önemlidir. Bu kısmı biraz zor aslında, bize daha zor geliyor. Biz Türkiye'deki okullarda güzel İngilizce öğretiyoruz , teorik olarak çok güçlü eğitimler verilebiliyor. Ama pratik daha başka, bunun için dilin konuşulduğu yere ayak basmak gerektiğine inanıyorum. O nedenle klinik sınav, Türkiye'den direk gelinip alıp dönülecek bir sınav olmamalı, bu sınav öncesinde mutlaka bir firsat yaratıp Amerika'daki tıbbi ortama ayak basmak gerekli. Bu zaten başvuru aşaması için de mutlaka gerekli bir yol her durumda. Amerika'da hiçbir klinik ortamda bulunmadan asistanlığa kabul edilmek çok zor. Amerika'dan birilerinden destek almak gerekiyor, bu konulara şimdilik çok derinlemesine girmiyorum. Bu desteği almak için bir şekilde zaten gelinecek ve bu süreci bu klinik sinav öncesine getirmek gerekir diye düşünüyorum. Ama tabii ingilizce konusunda tek yapılacak şey bu değil, benim kişisel önerim bir gereklilik olmasa bile TOEFL sinavina hazirlanılması ve girilmesi yönünde. Burda mantıklı bulduğum taraf , TOEFL sınavı ingilizceyi çok iyi değerlendiren bir sinavdır. Son yıllarda konuşma sınavı da ekledi. Kısaca dilin, yazma, okuma, dinleme ve konuşma gibi tüm temel yönlerini sınayan bir sinava laykıyla çalışırken gerçeken dil kendiliğinden seviye atlayacaktır. Hem de TOEFL gibi uluslararası geçerliliği olan Amerikan kökenli bir sinavi özgeçmişe yazma şansı doğacaktır. Ben "İngilizce konusunu nasıl halledeyim?" diye soran arkadaşlara hep bunu öneriyorum. Ben kendim de zamanında bu yöntemi uyguladım ve çok faydasını gördüm.


Mehmet Hakan Pıçak :


Burdan Amerika'daki asistan doktor ve uzman doktor maaşlarıyla ilgili bir soruya geçmek istiyorum.
Asistan maaşları ile başlarsak, aşağı yukarı bir fikir vermeniz mümkün müdür?

Ulaş Mehmet Çamsarı:


Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde asistan maaşları yaklaşık olarak her yerde birbirine çok yakındır. Bu maaş bulunduğunuz vizeye göre, çalıştığınız hastaneye göre, bulunduğunuz eyalete ve şehre göre, vergi yükümlülüklerinize göre, asistanlık kıdeminize göre oynamakla beraber senelik 37000-45000 dolar arasındadır. Kıdeminiz ilerledikçe daha fazla almaya başlarsınız ki bu da senelik olarak yaklaşık 1000 dolar gibi bir zaman demektir. Aylık alım gücüne büyük etkileri olamaz.

Mehmet Hakan Pıçak :


Peki bunun Türkiye'deki asistan maaşları ile karşılaştırırsak?

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Türkiye'de de asistanlık tecrübesi yapmış birisi olarak karşılaştırmam gerekirse, Türkiye'deki doktor maaşı çeşitliliğinin de çok daha fazla olduğunu da hesaba katarak, aşağı yukarı alım gücünün ve maaşın size sağladığı hayat standardının çok yakın olduğunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Tabii bazı aldatan etmenler olabiliyor kısa vadede, insan dolar ile maaş aldığı için daha iyiymiş gibi düşünebiliyor çünkü seyahat gibi büyük kalemler daha az dokunabiliyor bütçeye ancak uzun vadede yaşam standardının aşağı yukarı aynı olduğunu anlıyorsunuz. Ben Türkiye'deki iki yıllık asistanlık deneyimimi ve Amerika'daki iki yıllık deneyimimi karşılaştırdığımda bu sonuçlara varıyorum. Bu konuda değişik görüşler olabilir tabii.

Mehmet Hakan Pıçak :

Peki ya uzman olunca?

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Tabii uzman olunca durum çok daha farklı. Ben henüz uzman olmadığım için bu konuda birincil elden tecrübe aktaramayacağım ve çok detay vermem doğru olmaz ancak bildiklerime dayanarak ve Amerikan Tıp Birliği istatistiklerine dayaranarak çok kabaca uzman maaşları ilk seneden itibaren asistan maaşının en az 3 katına çıkar diyeyim, maaş üst sınırları ve değişik branşların maaş aralıkları hakkında yorum yapmak istemiyorum çünkü bilmiyorum.

Mehmet Hakan Pıçak :

Ulaş Bey, bize biraz Amerika'daki asistanlık eğitiminden bahseder misiniz? Örneğin şu ana kadar almakta olduğunuz eğitimden memnun musunuz?

Ulaş Mehmet Çamsarı:


Bu soruya almakta olduğum eğitim olan psikiyatri alanının dışına da çıkarak bazı genel değerlendirmelerle cevap vereyim. Eğitimden çok memnunum. Sistemli olmasından, düzenli olmasından, belli standartların sağlanmasından çok memnunum. Birileri sizin eğitim hakkınızı sizden çok koruyor, bu çok güzel. Bu rahatlığı hissetmek çok güzel. Çalışma saatlerinizin sınırları bellidir, nöbet sıklığınız bellidir. Bunlar çok güzel şeyler. Kimsenin sizi istismar etmesine izin verilmiyor. Bunlar güzel tarafları. Kurum size diploma verecekse kendisini sorumlu hissediyor, bu sekilde bir yaklaşım var. En azından ben bunu kendi kurumumda böyle hissediyorum ama çok sayıda değişik kurumlarda arkadaşlarım var ve onların da aynı şekilde düşündüklerine çok defa tanık oldum.


Mehmet Hakan Pıçak :

Peki Türkiye ile karşılaştırma yapabilir miyiz?

Ulaş Mehmet Çamsarı:

Mümkün olduğunca az genelleme yaparak karşılaştıralım. Öncelikle belirtmek istediğim, biz burda Amerikali doktorları da, dünyanın başka köşelerinden gelen doktorları da görüyoruz, onlarla Amerika'nın önde gelen sağlık kurumlarında beraber çalışıyoruz ve bügüne kadar hiçbir konuda ülkemizden aldığımız eğitimin bir eksikliğini hissetmedim. Hep fazlasını hissettim. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yüze yakın tıp fakültesinde bedavaya doktor yetiştiriyor. Açıkcası almakta oldukları harçları saymıyorum bile, çünkü Amerika Birleşik Devletleri aynı doktoru en az iki yüz bin dolara yetiştirebiliyor. Mezun olduktan sonra yıllarca hatta on yıllarca doktorlar bu parayı geri ödemek zorunda kalıyorlar. Bizler ülkemizde vermekte olduğumuz harçlardan bile şikayet ediyorduk. Ancak burda benim öğrendiğim gerçek şudur ki, ülkemiz bizlere dünya standartlarında , hatta üzerinde demek istiyorum, bir tıp eğitimini nerdeyse bedavaya mal ederek verebiliyor ve bizler buralarda her milletten doktorla çok rahat bir şekilde tıbbın her branşında mesleki bir rekabet içine girebiliyoruz. Şimdi ben Psikiyatri eğitiminin Türkiye'de nasıl olduğunu açıkçası şu noktada tam bilemiyorum. Psikiyatri eğitiminin hemen tamamını Amerika'da almaktayım ama şundan eminim ki Türkiye'de de çok kaliteli eğitim yapılıyordur. Türkiye'de yetişen ismini dünyaya duyuran bir çok hocamız var. Yalnız şunu da vurgulamak istiyorum. Benim bu sistemde öğrendiğim şey, standardın çok önemli olduğudur. Burda yetişen bir uzman doktor, alanında gereken asgari standard mutlaka alır. Kazanması gereken asgari beceriler vardır, onları kazanmadan mezun olamaz. Bu beceriler sayılabiliyorsa sayılır, ölçülebildiği kadar ölçülür. Biz bunları burda yaşayarak görüyoruz. Kimse hiçbir şeyden kaçamiıyor. Fazlasını öğrenip öğrenmediğiniz açıkcası kimsenin ilk etapta umrunda değil. İşte Türkiyemdeki eğitimin sorunlarından biri budur diye düşünüyorum: Standardı koruyamamak. Bir kurumun en kötü mezunudur o kurumun imzası. En iyi mezununuz size ait olmayabilir, o kendi becerisi olabilir, ama en kötü mezununuz sizin eğitim standartlarınızın alt sınırını belirler.


Mehmet Hakan Pıçak :

Gerçekten çok teşekkür ederiz. Çok değerli bilgiler verdiniz. Bu sohbetin sonuna geliyoruz, ancak gelecek röportajların da müjdesini veriyoruz. Daha sorulacak çok soru var, liste uzun, şimdilik burda keseceğiz, yalnız son olarak USMLE Turk.com sitesiyle ilgili ve kişişel olarak genç arkadaşlara yardım bağlamında yeni projeler var mı? Varsa biraz bahsedebilir misiniz?

UMÇ:

Ben teşekkür ederim. Söylediğim gibi ben bu yaptığımız işten çok büyük keyif alıyorum. Yardım ve destek dışında, çok değişik arkadaşlar tanıma firsatı buluyoruz, Türkiye'deki neredeyse onlarca Tıp fakültesinden öğrenci arkadşlarımız var ve hepsi ile br gönül bağı içindeyiz. Amerika'daki Türk doktorlar arasında bir destek birlikteliği en önemli gayemiz. Bizler arasından, öğrenci olarak başlayıp da asistanlığa başlayan arkadaşlarımız oldu. Devamı da sürekli geliyor. Bu sene yine yeni bir heyecan içindeyiz. Gelecekteki projelerden bahsetmek gerekirse, aslında şu anda yapmakta olduğumuz röportajdan başlamak doğru olur. Bu da yeni projelerden birisiydi. Bu sohbet için çok teşekkür ederim. Yeni sohbetlerde görüşmek üzere.

Dr Ulaş Mehmet Çamsarı
The following user(s) said Thank You: mor, iremblt, salmansever@gmail.com, cgdstpl
The topic has been locked.
  • umc
  • umc's Avatar Topic Author
  • Offline
  • eksper üye
  • eksper üye
  • in musica veritas
More
Time to create page: 0.271 seconds